FARK



_ Kırmızı Fulârlı Kız diye meşhur olmuş...
Adı, Ayşe Deniz Karacagil. Destan Yörük diye kodlamışlar. Fulâr falan hikâye, bildiğimiz terörist.  1993'te Ankara'da doğmuş. Türk'ün Yörük tarafından. Anası, babası kızıl komünist. İlk defa 12 yaşında eylemde gözaltı olmuş. Sonra Gezi Olaylarında piyasaya çıkmış. Tutuklanmış, sopalanmış, kendi ifadesine göre o tarihe kadar örgütlü değil ama tescilli teröristlerle bir yere kapatılmış. Çıkınca ESP adlı, halâ kanunen yasal, MLKP adlı terör örgütünün icadı olduğu bilinen örgüte katılmış. Yasalara uygun olarak kurulmuş, yasalara göre halen faaliyet yürütmekte olan bir siyasi parti...
Bu kız, o örgüte üye olduğu sıralarda, yine bu kız yaşında bir grup, bu örgütün faaliyetindeyken Suruç'ta patlatıldı. 34 kişi öldü. O yaştaki bir kızın radikalleşmesi için bütün şartlar sağlanmış oldu. Komünist aile, polis dayağı, örgütçü koğuş arkadaşı, yasadışı örgütün yasal siyasi partisi, dağa giden kanal...
Soluğu Kandil'de aldı.
Örgütün yönetici takımı için bulunmaz nimet, on numara propaganda aracıydı.
‘Yörük kız geldi, örgüte katıldı’
‘Bakın biz öyle haklıyız ki Türkler bile artık bıkıp bize katılıyor.’
‘Kürt faşisti değiliz, haksızlığa karşı savaşıyoruz.’
Her şekilde kullanılmaya müsait malzeme oldu. Hemen örgütün kart yöneticilerinin yanı başında yerini aldı. Memleketin burjuva komünistleri, komprador sosyalistleri, aydın geçinen suratsız yazarları için mükemmel ajitasyon malzemesiydi. ‘Bakın işte, kızı marizleye marizleye dağa gitmeye mecbur ettiniz’ diye yaza yaza ünlü ettiler. Her hakkını arayanı terörist sanan hükümet memuruyla, her vurulanı masum sanan pabucumun komünisti, her zamanki gibi isimsiz iş birliği yaptı; ortaya bir medya maymunu çıkmış oldu.
Ötekilere göre Rakka'da zalim İŞİD'e karşı kahramanca savaşırken patladı, berikine göre kahramanca yapılan sınır ötesi harekâtlarımızda fezaya çıktı. Neticede bu dünyanın üstünde, bu coğrafyaya denk gelerek anasından düştü, serüveni 24 sene sürdü. 20 yaşında Antalya'da başlayan çatışma hayatı, 24 yaşında cenazenin sayılmadığı bir yerlerde son buldu.
_ O da o zaman efendi olsaydı. Efendi olsaydı bilader! Kız başına, artis artis eylemlerde ne geziyon yani, hayırdır? Kaşınmasaydı yani...
_ Haklısın.

Kırmızı Yazmalı Kız diye, öncekine göndermeli sıfat takmışlar. Adı, Şenay Aybüke Yalçın. Kardeşinin adı Atıf Aybars.  Önceki gibi komünist aileden gelmediği bu kadar belli. Türk milletinden, Çorum Osmancıklı. 1994 doğumlu. Bu senenin Ekim ayında ataması çıkmış, dandik memleketin, en dandik köşesine göndermişler.
Wolfgang Mozart görse ‘ulan müzik sizin neyinize’ der. Müzik öğretmeni olarak öyle bir yere atamışlar. Ne eyleme ne örgüte karışmış. Haklı, haksız bir şiddete girmemiş. Devletin karşısında değil, içinde yer almış. Toplum köşelerinde değil ortasında bulunmuş.
Bir dandik örgütün, bir şerefsiz eyleminde şehit ettiler. Bu masum haliyle, buralarda 22 sene yaşayabildi.
_ Bunları bir mi tutuyorsun Caner Kara?
_ Neyini benzeteceğim ulan! Farkını anlattım.
Benzer taraflarını anlatsam zülf-ü yâre dokunur.
‘İkisi de ilkokula başladığı sırada, öğrenci kızlara haksızlık yapılıyor diye diye iktidar olan parti başa geçmişti. Sayısını kendilerinin bile hatırlamadığı kadar müfredat, sistem, program, ders değişikliği yaptılar. Memleket evlatlarının eğitimi, öğretimi gibi, asayiş ve güvenliği de onlara emanetti. Hükümet, çocuğa öz anasından da elin oğlundan da gelse, şiddet, istismar gibi durumlarda her çocuğun emniyetinden ve eğitilmesinden sorumludur. Gerektiği durumlarda, çocuğu anasından, babasından, velisinden alır, düzgün vatandaş olarak yetişmesini temin eder. Aşını, damını, eğitimini, öğretimini vermek, hayata hazırlamak, devletin tercihi değil, görevidir. Kanunlara uymamayı huy edinen dağda, çölde ölüyor. Kanunlara uyarak büyüyen sokakta, caddede katlediliyor. Vergisini ödemeyene vergi memuru, kurallara karşı gelene polis, çok ileri gidene ordu müdahale ediyor. Görevini yapmayan hükümeti kime şikâyet edeceğiz birader? Kırmızı bilmem neli kızı örgüt dağa çıkarmış. Aybüke'yi terörist şehit etmiş. Krizi dış güçler çıkarmış. Gezi Olaylarını faiz lobisi yapmış. Darbe girişimi zaten Amerika'nın işi. Çiftçi malını satamıyorsa Rusya yüzünden. Suriyeli sorunsa, zalim Esed yüzünden. Atanmayan öğretmenler, bütçe yüzünden. Adliye bozuksa Fetöcüler sızmıştır. Eğitim kötüyse, vesayet yüzünden...
Hükümetten başka herkes suçlu, herkes eksik, herkes düşman, herkes sorumlu, bir tek hükümetin sorumluluğu yok.
Mabadlarının altındaki koltuklara, yönetmek için değil de mağdur olmak için oturmuşlar.
Anası-babası örgütçü olan da anası-babası gibi dürüst vatandaş olan da patlamada ölecekse, bu memlekette kim yaşayacak kardeşim?
Bakanlığın adı 'Millî Eğitim Bakanlığı' değil mi?
Milli olmadığınızı biliyoruz da ‘eğitim’ hani?
Seni haftada 5 gün, günde on saat dinleyen bir çocuğu, baldırı çıplak terörist, nasıl bir propaganda aracıyla kandırabiliyor?
Senin devlet imkânlarıyla yapamadığın telkini, Allah'ın baldırı çıplak teröristi sihirli değnekle mi yapıyor?
Hadi birinin içi pis, mayası bozuk diyelim. Mayası temiz olanın asayişini kim sağlayacak? Bu ülkede olan her şeyi, sizden başka güçler organize ediyorsa, her güç sizden büyük güçse, vergiyi niye siz topluyorsunuz abicim? ‘
 gibi şeyler söylesem neyse.
Ama bak, zülf-ü yâre dokunmasın, kimse gocunmasın diye böyle şeyler söylemiyorum.
Kimsenin rahatsız olmasına gerek yok yani...
12 Haziran 2017

Yorumlar

  1. Haklısın reis o suçlu değil bu suçlu değil suçlu biz çıkacağız diye korkuyorum

    YanıtlaSil
  2. Ama birazda gençlikte dalkavukluk var, onlarda haklılar aslında adamlar öyle yükselmiş ki sindirip oturmaktan başka bir şey yapamıyorsun

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALEVİ |

Yav Bırak!

ATEŞKEŞ |