Kayıtlar

KUMANDUR |

Resim
Komünistleri ilgilendirmeyen bir yazı yazmak istedim.
Asil bir köpekten bahsedeceğim; dolayısıyla asil olmayanların bu noktadan sonra okumasına lüzum yok. Komondor, diğer adıyla Macar Çoban Köpeği…


Tarih-i Cevdet adlı eserinden tanıdığımız, Türkçe ve Türk tarihi hassasiyetinden Türkçü isimler arasında saydığımız Ahmet Cevdet Paşa’nın torunu Fethiye hanımın bir kitabını okuyorum.[1]
Hediye kitap heyecanıyla bütün sayfaları hızla dolaşırken -köpek sevgimizden olacak- gözüm bir köpek fotoğrafına takıldı. Kitabın ortasından konuşma huyumuz gibi kitaplara ortadan girme huyu türedi…
Geçelim.
Kumandur, üzerinde koyun postu gibi kürkü olan bir köpek.
80 kg. ağırlığa ulaşabilen, beyin hacmi diğer köpeklerden %20 fazla, sürü korumakta kullanılan bir çoban köpeği.
1954 yılında, saf ırk bir köpek olarak kayıt altına alınmış; fakat macerası çok daha eski…
Bir köpeğin macerası olmaktan ziyade, Türk tarihinin bir parçası.
Macar Sümerolog Dr. Sander Palpavy, Sümer tabletlerinde at, sığır, koyun gibi…

FİLİSTİN KIRMIZI ÇİZGİYMİŞ

Resim
Mescid-i Aksa da milli davamız oldu çıktı. Maliye bakanının ‘vergi toplayamıyoruz’ diye ağladığı sırada, dışişleri bakanının Afrika'da bir yılda 6 milyar dolar dağıtmakla övündüğü ülke için Mescid-i Aksa gibi milli dava uygundur.
Çok yakışmış...
Türkiye'yle ilgili yazınca, yazılanın doğruluğunu bırakıp, kime battığını dert eden devlet organları rahatsız olmasın diye, konuyu uzatmadan Türkiye dışındaki son olaylarla ilgili şahsi görüşümü yazacağım.
Türkiye'nin cumhurbaşkanı, İsrail'in cumhurbaşkanını aramış. Aradığı Yahudi, ‘terörizmle mücadele ediyoruz’ demiş.
Zaten bu ara uluslararası ilişkilerde moda böyle.  Bizimkilere ‘şunu niye tutukladın’ diye soruyorlar. ‘Terörle mücadele ediyorum’ diyor.
Bizimkiler başkasına sorunca da onlar ‘terörle mücadele’ diyor.
Moda böyle...
Türkiye'nin cumhurbaşkanı ‘bu insanlar ibadet için gidiyorlar’ demiş.
Oysa karşısındaki Yahudi gayet iyi bilir ki ‘dar-ul harb’ denilen ülkelerde, İslam dinine göre cuma namazı kılınmaz. Hatta, kanunları İ…

KANUN

Resim
Diyarbakır’da, Kız İmam Hatip Lisesi’nde coğrafya öğretmeni olan bir şerefsiz, 16 yaşındaki öğrencisini taciz etti. Bu sapık öğretmen, 34 yaşında ve 3 çocuk babası…
Öğretmen olmakla birlikte terörist!
2000 yılında, Hizbullah Terör Örgütü üyesi olmaktan hapse girmiş; 2004’te tahliye olmuş.
Yarım milyon öğretmen, atama yapılmadığı için asgari ücretle çalışıyorken, peş peşe intihar haberleri geliyorken, terörden 4 yıl hapis yatan puştu öğretmen yapmışlar.
Evli ve 3 çocuk babası olan bu puşt da 16 yaşındaki öğrencisine evlilik teklif etmiş.
Öğrencinin ailesi meseleyi öğrenince şikayetçi olmuş.
Mahkemenin seyrinden anladığımıza göre, bu öğrencinin ailesi de şeriatçı.
Asıl meseleye şu:
Bu şikayet sebebiyle ‘3 maaş kesme’ cezası alan öğretmen, kızın babasına uzun bir mesaj atmış.
İçeriğini merak eden bulur, okur; beni ilgilendiren kadarını aktaracağım.
Diyor ki:
Bir hata işledim. Suçun Allah’ın şeriatı doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Allah ve şeriatına iman ettiğini söyleyen biri…

FARK

Resim
_ Kırmızı Fulârlı Kız diye meşhur olmuş...
Adı, Ayşe Deniz Karacagil. Destan Yörük diye kodlamışlar. Fulâr falan hikâye, bildiğimiz terörist.1993'te Ankara'da doğmuş. Türk'ün Yörük tarafından. Anası, babası kızıl komünist. İlk defa 12 yaşında eylemde gözaltı olmuş. Sonra Gezi Olaylarında piyasaya çıkmış. Tutuklanmış, sopalanmış, kendi ifadesine göre o tarihe kadar örgütlü değil ama tescilli teröristlerle bir yere kapatılmış. Çıkınca ESP adlı, halâ kanunen yasal, MLKP adlı terör örgütünün icadı olduğu bilinen örgüte katılmış. Yasalara uygun olarak kurulmuş, yasalara göre halen faaliyet yürütmekte olan bir siyasi parti...
Bu kız, o örgüte üye olduğu sıralarda, yine bu kız yaşında bir grup, bu örgütün faaliyetindeyken Suruç'ta patlatıldı. 34 kişi öldü. O yaştaki bir kızın radikalleşmesi için bütün şartlar sağlanmış oldu. Komünist aile, polis dayağı, örgütçü koğuş arkadaşı, yasadışı örgütün yasal siyasi partisi, dağa giden kanal...
Soluğu Kandil'de aldı.
Örgütün yönet…

Öğretmenler Günü

Resim
1 Mayıs, Amerika’daki işçilerin çalışma saatlerini protesto etmek için iş bıraktığı tarihtir. O hadisenin yüzü suyu hürmetine işçi bayramı diye yapışıp kalmıştır. Mesai saati denilen mesele, 1886’dan beri bayram ede ede aynı kalmıştır. Tam kapitalist karnavalıdır. Aptal komünistler kutlar.
14 Şubat, Katolik kilisesinin sevgililer günüdür. Valentin, ‘sevgili’ anlamına gelen kelimedir. Aziz Valentin günü derler ama aslında sakallı Zeus’la tavus kuşu Hera’nın düğün günü olarak da kutlarlardı. Zeus’u bıraktılar ama o işi bırakamadılar. Tam kapitalist karnavalıdır. En çok fakirler kutlar.
Miladî yılbaşı bunların ağa babasıdır. Katolik Kilisesi’nin, bizdeki çocuk bayramı gibi koltuğa çocuk oturtma geleneğinin günümüze sıçramış tezahürüdür. Onu da Odin’in şömineye çorap bırakan çocuklara şeker göndermesinden çalmışlar ama o Odin’i de Coca Cola reklamları için üretilen sakallı şapkalı adam haline çevirmişler. Senetsiz sepetsiz, bir iki uydurma tarihî papaz da efsaneye dâhil edilince, olmuş san…

Kurtla Ayı

Resim
Ormanda kış uzayınca, hayvanlar âlemine yer-gök dar gelmeye başlamış.Gücü yeten yetene… Ahali, orman kanunlarını bile arar hâle gelmiş. Biri öbürünün lokmasını çalıyor, öteki berikinin rızkını gasp ediyor, vuran alıyor, kapan kaçıyor, altta kalanın canı çıkıyormuş. Altta kalanın canı çıktığı yetmezmiş gibi kış uzadıkça, kıtlık arttıkça, daha kurak yerlerden, akın akın hayvanlar ormana göç ediyormuş.
Ormanda ne kural, ne asayiş, ne huzur, ne lokma kalmış. Bu kargaşanın içinde, ayıdan canı yanmayan kalmamış.
Yemekle doymuyor, çalmakla yetinmiyor, vuruyor, kırıyor, terör estiriyormuş. Kendi yetmezmiş gibi, onun yediklerinin artıklarıyla gününü geçiren, kursağını ayıdan kalan çöplerle doyuran bir sürü dalkavuk da etrafında toplanmış. Ayı vurdukça alkışlıyorlar, çaldıkça destekliyorlar, homurdandıkça keyifleniyorlarmış… Evvel yandaş zaman içinde, kalbur ithal saman içinde, günlerden bir gün, bu ayı yine ahaliyi haraca kesiyormuş… Çakaldan, sıçana, yılandan, böceğe, envai çeşit mahlûkat h…

Robinson

Resim
Robinson Crusoe adlı bir köle tüccarı haramzade şerefsiz, gemisi kaza yapınca canını bir adaya atar. Bu ada onun gıdasını verir, yuvasını verir, suyunu verir, yaşatır. Yıllar sonra bazı korsanlar bu şerefsizi ve kazadan onunla kurtulan bir arkadaşını bulur; kurtarır. Robinson şerefsizinin aklından adanın zenginliği, yerlilerin bu zenginliğe kıymet vermeyişi, mal-mülk hırsından uzak oluşları, saflıkları hiç çıkmaz. Onları ‘iyi insan’ değil, ‘kolay yem’ olarak düşünür. Yanına korsan, işgalci, katil, mal delisi, insanlıktan çıkmış arkadaşlarını da alıp adaya geri döner. İlk seferde kendilerini koruyan, doyuran, besleyen adayı, şerefsiz arkadaşıyla talan etmeye başlarlar. Ne bulsalar satarlar. Toprağın altında, üstünde ne varsa, korsanlara satıp paraya çevirirler. Ada, üstünde yaşayan yerlilerin değil de bu şerefsizlerin babasının malıymış gibi davranırlar. Adanın yerlileri bu sırada aptal aptal izlemektedir.
Ağaçlar kesilirken, toprağın altından maden, üstünden meyve talan edilirken, ş…