KUMANDUR |


Komünistleri ilgilendirmeyen bir yazı yazmak istedim.
Asil bir köpekten bahsedeceğim; dolayısıyla asil olmayanların bu noktadan sonra okumasına lüzum yok.
Komondor, diğer adıyla Macar Çoban Köpeği…


Tarih-i Cevdet adlı eserinden tanıdığımız, Türkçe ve Türk tarihi hassasiyetinden Türkçü isimler arasında saydığımız Ahmet Cevdet Paşa’nın torunu Fethiye hanımın bir kitabını okuyorum.[1]
Hediye kitap heyecanıyla bütün sayfaları hızla dolaşırken -köpek sevgimizden olacak- gözüm bir köpek fotoğrafına takıldı. Kitabın ortasından konuşma huyumuz gibi kitaplara ortadan girme huyu türedi…
Geçelim.
Kumandur, üzerinde koyun postu gibi kürkü olan bir köpek.
80 kg. ağırlığa ulaşabilen, beyin hacmi diğer köpeklerden %20 fazla, sürü korumakta kullanılan bir çoban köpeği.
1954 yılında, saf ırk bir köpek olarak kayıt altına alınmış; fakat macerası çok daha eski…
Bir köpeğin macerası olmaktan ziyade, Türk tarihinin bir parçası.
Macar Sümerolog Dr. Sander Palpavy, Sümer tabletlerinde at, sığır, koyun gibi hayvanlarla birlikte bu köpeğin de resmedildiğini ve KUM-ND-R şeklinde yazdıklarını keşfetmiş. KU= köpek, MUND= emir, UR=efendi şeklinde bir çıkarım yaparak, kumandur adının ‘efendisinin emrini dinleyen köpek’ anlamına geldiğini iddia etmiş. Dr. L. Rasoni Nagy, bu tercümeye itiraz etmiş; Sümercedeki bu kelimenin Türkçeden geldiğini, Kumandur kelimesinin ‘Kumanların’ anlamına geldiğini söylemiş.
Daha sonraki keşifler de bu tezi desteklemiş ve Kuman mezarlarında, bu köpeğin sahipleriyle birlikte gömülü olduğu görülmüş.
‘Sümerler Türk müdür?’ sorusu üzerinde bilim insanlarının süregelen tartışmasını bilim insanlarına bırakırsak; üzerinde anlaşmış oldukları kadarıyla, Kumandur Türklerindir.
Alman Çoban Köpekleri Derneği’nin internet sitesinde[2], Kumandur hakkında 12 sayfalık bir makale var.
Adının kökeni Sümer kaynakları olarak gösterilmiş ve 5000 yıllık bir mazisi olduğu kabul edilmiş.
896 yılından yılından sonra Orta Asya’dan gelen Türkler, şimdiki Macar coğrafyasına yerleşmiş ve bu coğrafyada çobanlığa dair terimler gibi Kumanduru da yanlarında getirmişler.
Bu gelişten sonra, Orta Çağ’dan günümüze kadar Kumandur’a dair çeşitli kayıtlar ve atıflar var.
Mesela; Ferenc Pethe’nin 1815 tarihli ‘Doğa Tarihi ve Endüstri Bilimi’ adlı eserinde ‘köpekler arasında lider’ diye bahsedilmiş ve bir resmi de eklenmiş.

Kürkü sayesinde koyu sürüsü arasında kamufle olarak yırtıcıları tuzağa düşürebilen bir canlı…
II.Dünya Savaşı sırasında sayıları 20’ye düşene kadar katledilmişler.
Daha sonra Macarların gayretleriyle çoğaltılmışlar. Bugün, 5000 yıllık kayıtlı mazisi olan bu köpekten, bütün dünyada toplam 5000 adet bulunuyor.
2000 adet Macaristan’da, 1500 adet ABD’de ve 1500 adet de diğer ülkelerde.
Hangi ülkeler onlar?
Almanya, Fransa, Avusturya, Avustralya ve İsrail…
Türkiye var mı?
Tabii ki yok.
11. yüzyıldan itibaren Moğol istilasının da etkisiyle Avrupa’ya göçen ve orada büyük bir medeniyet yaratan Kumanların, 5000 yıllık Sümer tabletlerinde adı geçen bir hayvanından bahsettim.
Atlarıyla gömülmesine aşina olduğumuz atalarımız, bu köpeği de mezarlarına almış.
Sayıları 20’ye kadar düştükten sonra yeniden çoğalan bir köpeğin hikâyesinden, Türk tarihinin bir sayfasını okuma fırsatı bulduk.
Taa Avustralya’ya ya da İsrail’e gitmiş olduğu halde, Türkiye’de neden yok?
Bu soruyu sormayacağım.
Adi köpeklerden bahsetmemek için çaba harcarken, asil köpeklerden bahseden bir yazıyı yazdım.

Sevgiler.

31.01.2020



[1] Savaşın ve Barışın Ustaları- Fethiye Sarper Erdemgil

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yav Bırak!

FARK

KANUN